Hüseyin Nihal ATSIZ

Hüseyin Nihal ATSIZ
11 Aralık 2012 tarihinde eklendi, 11 kez okundu.

Aralık ayında yitirdiğimiz ünlü edebiyatçılarımızdan biri de Hüseyin Nihal ATSIZ’dır. Türkiye’de milliyetçiliğin, Türkçülüğün yayılmasında ömür boyu mücadele etmiştir. Hüseyin Nihal ATSIZ’ı kısaca tanıtmaya çalışacağız.

Hüseyin Nihal ATSIZ 12 Ocak 1905 tarihinde İstanbul’da doğdu.

İlköğrenimini ve ortaöğrenimini İstanbul’da yaptı. Ardından Askeri Tıbbiye’ye girdi. Bu dönemde Türkçülük fikrinin etkisi altına girmeye başladı. Türkçülük fikrinin etkisiyle Askeri Tıbbiye’de sorunlar yaşamaya başladı. Sonunda, 4 Mart 1925 tarihinde 3. Sınıf öğrencisiyken okuldan atıldı.

Bu olayın ardından kısa bir müddet Kabataş Erkek Lisesi’nde yardımcı öğretmen olarak çalıştı. Daha sonra Mahmut Şevket Paşa adlı vapurda da bir müddet çalıştı.

1926 Yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Edebiyat Bölümü’ne girmiş ve buradan 1930 yılında mezun olmuştur.

Üniversite yıllarında hocası Prof. Dr. Mehmet Fuad Köprülü’nün dikkatini çektiği için 25 Ocak 1931’de asistan olarak üniversiteye girmiştir.

Hüseyin Nihal Atsız Üniversite yıllarında tanıştığı Felsefe Bölümünden mezun Mehpare Hanım ile 1931 yılında evlenmiş fakat geçimsizlik sebebiyle 1935 yılında boşanmıştır.

Yaptığı Türkçülük çalışmalarının etkisiyle 13 Mart 1933’te İstanbul Üniversitesi’ndeki asistanlığına son verilmiştir.

Atsız’ın asistanlıktan atıldıktan sınra memuriyet hayatı başlar. 1933’ten 1938’e kadar süren resmi memuriyet hayatı sürgünlerle geçer. 1938 – 1944 Yılları arasında Özel Liselerde öğretmenlik yapmıştır. Dönemin Milli Eğitim Bakanılığı aleyhine yaptığı çalışmalar sebebiyle 1944’te öğretmenlik görevine bakanlıkça son verilmiştir.

1944’te Türkçülük davasından yargılanmış ve 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Bu ceza ertelenmiştir. Bu davalar yeni yayılmakta olan Türkçü hareketin protestolarına sebeb olmuştur. Atsız için tekrar dava eçıldıysa da sonunda beraat kararı çıkmıştır.

Atsız’ın hayatı 1949 yılına kadar mahkemelerle, mücadelelerle geçmiştir. Demokrat Partinin iktidara gelmesinden sonra yine öğretmenliğe başlamış, kısa bir süre öğretmenlikten sonra emekli oluncaya kadar çalışacağı Süleymaniye Kütüphanesi Uzmanlığına atanmıştır. 1969 Yılında bu görevde iken emekliliğini istemiş ve emekli olmuştur.

12 Mart 1971 muhtırasından sonra Atsız için yine mahkemeler devri başlamış. Kah hapishanede kah mahkemede geçen mücadele sürecinden vücudu yenik düşmüş ve 11 Aralık 1975 günü vefat etmiştir.

Eserleri

Romanları

Dalkavuklar Gecesi, İstanbul 1941

Bozkurtların Ölümü, İstanbul 1946

Bozkurtlar Diriliyor, İstanbul 1949

Deli Kurt, İstanbul 1958

Z Vitamini, İstanbul 1959

Ruh Adam, İstanbul 1972

Öyküleri (Değişik dergilerde yayınlanmış)

Dönüş

Şehidlerin Duası

Erkek Kız

İki Onbaşı, Galiçiya…1917…

Her Çağın Masalı: Boz Oğlanla Sarı Yılan

Şiirleri

Yolların Sonu, (Bütün şiirlerinin toplandığı kitap) İstanbul 1946

Not: Bu eserlerinden başka dergi ve gazetelerde edebiyat ve Türkçülük üzerine yüzlerce makalesi vardır.

Şiirlerinden bir örnek:

Geri Gelen Mektup

Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?

Bilmem bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?

Pervane olan kendini gizler mi hiç alevden?

Sen istedin ondan bu gönül zorla tutuştu.

Gün, senden ışık alsa da bir renge bürünse;

Ay, secde edip çehrene, yerlerde sürünse;

Herşey silinip kayboluyorken nazarımdan,

Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse…

Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,

Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!

Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince

Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince

Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;

Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.

Gözler ki birer parçasıdır sende İlahın,

Gözler ki senin en katı zulmün ve silahın,

Vur şanlı silahınla gönül mülkü düzelsin;

Sen öldürüyorken de vururken de güzelsin!

Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,

Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden…

Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,

Vaslınla da dinmez yine bağrıdaki ağrı.

Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!

Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!

Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,

Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı.

Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,

Tek bendeki volkanları söndürse denizler!

Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma ‘Kaabil’

İmkanı bulunsaydı bütün ömre mukabil

Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.

Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

Mehtaplı yüzün Tanrı’yı kıskandırıyordur.

En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.

Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;

Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik…

 Hüseyin Nihal Atsız

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git