Mevlânâ Celaleddin-i Rumî ve Şeb-i Arus

Mevlânâ Celaleddin-i Rumî ve Şeb-i Arus
17 Aralık 2012 tarihinde eklendi, 11 kez okundu.

Bugün ünlü tasavvuf şairimiz Mevlana Celaleddin Rumi’nin ölüm yıldönümü. Tasavvuf ehli şairimiz Mevlana’yı anmak boynumuzun borcu. Türk Edebiyatını, İslam Edebiyatını hatta Dünya Edebiyatını derinden etkileyen şairimizi sizlere kısaca tanıtmaya çalışacağız.

Mevlana birçok kaynağın birleştiği tarih olan 30 Eylül 1207’de Afganistan’ın Belh şehrinde doğmuştur. Babası dönemin meşhur bilginlerinden, Bilginlerin Sultanı anlamında Sultanu’l-Ulema ünvanlı, Hatibî oğlu Bahâeddin Veled annesi de Belh Emiri Rükneddin’in kızı Mümine Hatun’dur.

Mevlana’nın babası döneminin bazı siyasi çekişmeleri  ve yaklaşan Moğol İstilasını büyük bir ileri görüşlülükle fark etmesi üzerine 1212 veya 1213 yılında ailesi ve yakın dostlarıyla Belh Şehri’nden ayrıldı.

Bahaeddin Veled’in ilk durağı Nişabur  Şehri’dir. Burada dönemin çok meşhur İranlı şairi ve ilim adamı Feridüddin Attar ile karşılaşmıştır. Daha beş altı yaşlarında olan Mevlana Feridüddin Attar’ın dikkatini çekmiştir. Hatta Feridüddin Attar’ın “Esrarname” adlı kitabını Mevlana’ya hediye ettiği bile söylenir.

Bahaeddin Veled kısa bir süre sonra Nişabur’dan ayrılır ve Bağddat, Küfe üzerinden Mekke’ye giderek Hac farzını yerine getirir. Hac dönüşünde ise önce Şam’a uğrar bir süre Şam’da kalır. Şam’dan yola çıkan Bahaeddin Veled Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde güzergahından Karaman’a gelir. Karaman’da Subaşı Emir Musa’nın medresesine yerleşir.

Karaman’a 1222 yılında gelen Sultaü’l-Ulema burada 7 yıl kalır. 1225 yılında Mevlana’yı Şerafeddin Lala’nın kızı Gevher Hatun’la evlendirir. Mevlana’nın bu evlilikten iki oğlu olur. Bunlar Alaeddin Çelebi ve Sultan Veled’dir. Gevher Hatun’un ölümünden sonra Mevlana Kerra Hatun ile evlenmiştir. Bu evlilikten de Muzaffereddin, Emir Alim adında iki oğlu ve Melike Hatun adında bir kızı olmuştur.

Bu dönemde Anadolu Selçuklu Devleti’nin hakimiyetinde idi. Dönemin hükümdarı Alaeddin Keykubat Bahaeddin Veled’i Karaman’dan Konya’ya davet etti ve Konya’ya yerleşmesini istedi. Bahaeddin Veled sultanın bu davetini kabul etti ve Konya’ya gelip yerleşti.

Konya’da Bahaeddin Veled’e Altunapa (İplikçi) Medresesi tahsis edildi.

Bahaeddin Veled 1231 yılında ölünce medrese öğrencileri Mevlana’nın etrafında toplandı.  Bundan sonra İplikçi Medresesi’nin yönetimi Mevlana’ya geçti.

Mevlana burada eğitim ve vaazlara devam ederken 1244 yılında Şems-i Tebrizi ile karşılaştı ve Mevlana’nın dini, ilmi, edebi bütün dengeleri alt üst oldu. Mevlana her konuda Tasavvufa gömüldü kaldı.

Bir de Şems-i Tebrizi’nin kısa bir zaman içinde ölmesi Mevlana’yı iyice  içine kapanık bir hale soktu.  Bunun üzerine epey uzun süre Mevlana her şeyden elini ayağını çekerek inzivaya çekildi. Daha sonra kim geldiyse Şems’in yerini dolduramadı.

Bütün hayatını “Hamdım, piştim, yandım.” özlü cümlesiyle özetleyen Mevlana 17 Aralık 1273 günü Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.

Allah cümlemize ondaki İnsan sevgisini nasip etsin.

Ruhu şad olsun.

Ölüm olayını yeniden doğuş olarak kabul eden Mevlana’nın geride kalanlara ah vah diyerek ağlamamalarını vasiyet ediyor ve ölüm gününü, düğün günü veya gelin günü anlamına gelen, “Şeb-i Arûs olarak adlandırıyordu.

Mevlana’ının yedi öğüdünü burada vermeden geçemeyeceğim.

Hz.Mevlana’nın Yedi Öğüdü

Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol
Şefkat ve merhamette güneş gibi ol
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol
Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol
Hoşgörürlülükte deniz gibi ol
Ya olduğun gibi görün
Ya göründüğün gibi ol
Mevlana

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git